20 Aralık 2012 Perşembe

TÜKENMEYEN ŞEY







 Şükür de çok açım midem bulanıyor dünden bu yana 1 paket çikolata su içtim
O nasıl iş ya
Çorba yaptım halım yok
Yemeden nasıl olacak
Yoğurtlu çorba yaptım istemiyor, kimseye de demedim aslında kimseye yük olmak istemiyorum, kendim kendi atesimle yanarım
Dostluklar bugünlerde belli olur
Kimseyi yakmam. Kaç gün her gün hastayım. Belki kim kaç gün ilgilenir? Ben misim fedakâr olan, herkese her an kosan. Herkes “gel bakayım” derdinde bende kimseye yük olmam. az önce kızarsın diye kapattım
Niye kapattın
Gözyaşım durmadı dun gecede çok ağladım. Sana mesaj attığımda “nere gittin be Kokusunu Keşfettiğim Yabancı” diye.
Yılardır ne çok bölünmüşüm, gece gündüz herkese ne çok koşmuşum, hiç of demeden. “bazen bazı geceler korkuyorum evde yalnız ölmekten” demiştim sana, bir gece evde ölsem belki 1-2 gün kimsenin haberi olmaz. 2 sene önceydi sandalyeye çıkmıştım balkonda perde takıyordum camlı balkona, bir an dengemi kaybettim geri düşüyordum o an aklımdan “hiç olmazsa cam kırılsa balkondan düseyim birileri bulsa” diye geçti belim acıdı geri düştüm. O an aklıma geldi


Hele bu hastalıkta geceleri her kemiğim ağrıdığında midem bulandığında kusarsam ya nefesim kesilirse diye korktuğumda. En kotu olum yanarak ve boğularak ölmekmiş. Yalnız ölenler onlar ne hissediyor acaba? İmdat dese de sesini duyacak el uzatacak kimse olmaması

Arkadaşım demiş önemli olan önüne konulan sıcak çorba değil o soğur önemli olan yürekten sunulandır diye. Zar zor bir çorba yaptım deli gibi açım ama ağzıma süresim yok. Biliyorum elim ayağım kesilecek bitkin düşeceğim sonunda ama yürekten bir gülüş yetsin. Açlığım yemeğe çorbaya değil de içten bir “nasılsına galiba be.
Sakın kimseye gönül koyma kızma. Ona hep sahip çık. Sen boş bir eve girmenin ne olduğunu bilmezsin. Bir sese muhtaç olmanın. Gece kanamadan bayılmayayım diye iki saatte bir uyanmak için saati kurup uyanıp kendini kontrol etmeye, gece bir anda tıkandığında kendi başına acile gitmenin ne olduğunu, doktor “sana kim refakat edecek hasta kim” dediğinde “benim kimsem yok” demenin, sabahları hep sıcak bir “günaydın” yerine saat alarmı ile uyanmanın, bulantın olunca korktuğun tek şeyin kusmak değil de boğulmak olmasının

Kokusunu Keşfettiğim Yabancı bazen ekranda seni izlemek yüzünü, ekrandan dokunmak “niye beni görmek istiyorsun” diye hep kızıyordun. Bir yıldır ben evimde tek kalmadım ki, girdiğim an evime sen evimdeydin. Nefessiz kalsam bilirdim sen oradan el uzatamazsan da orada bilecektin, neredeyse 30 dakikadır göz yasım durmamış, göz yası tükenmezmiş her şey tükense de onu öğrendim umut acı sevinç tükense de
Bir tek gözyaşı tükenmiyormuş….. 

         

2 Aralık 2012 Pazar

GURBETTE SENLE





BİR DUALIK MESAFEDEYİM
NE ZAMAN SIKIŞIRSAN YANINDAYIM
HA BU ARADA SOĞUDU HAVALAR AMAN HA
ÜŞÜTME YİNE, KURBANIN OLAYIM


               SENİ ZAMANSIZ KAYBETMEKTEN, BİR GÜN TEL I MEŞGULE ALMAMANDAN, ÇALIP BAŞKASININ AÇMASINDAN NASIP DERSİN SEN AMA BİLİRİM GİDECEKSİN AMA 7 AYIM VAR TADINA VARACAĞIM SENLE GEÇİRECEĞİM.  SEN GELİNCE KARŞIMA, KİTABI SORMAK İÇİN BİLE OLSA DA ARAYINCA GECE YARISI UYANIP TEK GÖZLE YAZARKEN NASILIM BİLİYORSUN…


               OMZUNA YASLANIP NESKAFE İLE OKYANUSA BAKARKEN KOKULU MUMLARIN KOKUSU VE İYOT KARIŞIMINDA ZOR OLUR BU ŞARKI “DARDAYIM YALANIM YOK” O DEDİĞİN YERİ HAYAL EDEMİYORUM ORADA HEP KAYALIKLAR VAR DENİZİ İZLEDİĞİN YÜZDÜĞÜN... BEN DÜNYANIN ÖBÜR UCUNU BİLİYORUM SENLE, SENLE ORADA OLMA HAYALİ DAHA GERÇEKÇİ O DEMİR KAPLI BALKONLARDAN DENİZİ GÖRMEK GİDEN TEKNELER KÜÇÜCÜK OLSA DA BİZİM ORALARA DA GİDER Mİ DÜŞÜNCESİYLE SELAM GÖNDERMEK GELEN RÜZGAR KOKUSUNDA SENİ DEĞİL DE MEMLEKETİ ARAMAK AMA O BALIKÇI TEKNELERİ GİTMEZ Kİ, BENİM SELAMIMI GÖTÜRMEZ Kİ YURDUMA. SENSİZ DE GURBETTEYİM, AMA GURBETTE DE SENLE.

NERDEN BAŞLADIK

                 





             ASLINDA BEN YAZI YAZMA KONUSUNDA HİÇ BİR ŞEY BİLMEM. İMLA YOKTUR. DOĞRU DÜZGÜN CÜMLE KURAMAM. BİR TEK YÜREĞİMDEN GEÇENİ YAZARIM. BİR YAZI ARAŞTIRIRKEN GEÇEN SENE BİR YAZI DİKKATİMİ ÇEKMİŞTİ. YAZIYI OKUYUNCA ÇOK ETKİLENDİM. HEMEN AKLIMDAN GEÇENLERİ YAZDIM. BİR KAÇ GÜN SONRA DAYANAMADIM, YAZARIN BİR BAŞKA YAZISINI OKUDUM YORUM YAZDIM. SONRA SİTENİN EDİTÖRÜ BANA BİR NOT YAZMIŞTI. "yorumlarınızdan dolu bir olduğunuz anlaşılıyor. Sizin de yazmanızı isterdim. Eğer yazıyorsanız, yazmak isterseniz sitemizin ve kalbimizin kapıları size açık efendim... 

Kalpten saygılarımla... " 


         Ben o ara gene gezideydim, memleketin bir ucunda.. cevap yazmıştım. BEN YAZMAYI BİLMEM. AMA BİR GÜN CANIM İSTERSE BİR ŞEYLER YAZMAK GÖNDERİRİM. BELKI 1 AY SONRA BİR ANDA BASİT KURALSIZ BİR YAZI YAZDIM. USTA KALEMLERE ALINDI. ŞAŞIRMISTIM. EDİTÖR BENİ TANISA TORPİL YAPTI DİYECEĞİM AMA BENİM GİBİ ACEMİ YAZMAKTAN ACİZ BİRİ NASIL USTA KALEMLERE GİRER DİYE. 


        İSTE BU MACERA BÖYLE BASLADI. BU KİŞİ SEBEP OLDU KALEMİ ALMAMA ELİME. EFEYİ TANIMAMA. ADNAN BEYİ HİÇ MERAK ETMEDİM. ONUN MEKTUPLARI İLE GÖRDÜM DÜNYANIN BİR UCUNU. DOSTLUĞU, KARDEŞLİĞİ, EFENİN YÜREĞİNİ PAYLAŞTIKLARINI. ŞİMDİ DÜŞÜNÜYORUM. O KADAR YAZISINI OKUDUM AMA BEN ADNAN BEYE HİÇ KİŞİSEL BİR SORU YAZMADIM. NİYE BİLMEM ADNAN BEY DEĞİL EFE ÇEKMİŞTİ BENİM DİKKATİMİ. ASLINDA BUNLAR DEGILDI ICIMDEN GECENLER, BAŞKA ŞEYLER DİYECEKTİM. ADNAN BEYİN YAZISINI OKUDUGUMDA AĞLADIĞIMDA YÜREĞİMDEN GEÇENLERİ. 



 “Çocuk kokusu cennet kokusudur.” Çocuklar bizim cennetimiz olsun, biz onların cenneti olalım. 
        KİM BİLEBİLİR BENİM KADAR ÇOCUK SAHİBİ OLMADAN ÇOCUK KOKUSUNU. KİM BİR ÇOCUĞU ÖPMEYE KIYAMAYIP BENİM KADAR KOKLAMISTIR. BENİM BAHÇEM KIRAÇ DEĞİL. AMA GÜL BİTMİYOR. BAŞKASININ BAHÇESİNDEKİ GÜLLERE HEP İMRENDİM. AMA YAZISINI OKURKEN ADNAN BEYİ KISKANDIM. YAZDIĞIM YAZILARDA BİR ANNENİN YAŞAMADIĞI BAZEN YAŞAYIPTA FARKINDA OLMADIKLARINI YAZDIM. İNANDIRAMADIM ÇOCUĞUM OLMADIĞINA. GÜL BAHÇEMDE DİKENLERİN OTLARIN OLDUĞUNU, O KOKUYU YAZILARIMDA RÜYAMDA TATTIĞIMI...

        ÇOCUĞU OLMAMASI MI KÖTÜ, OLUP DA KOKUSUNDAN IRAK OLMAK MI? ÖLMEK Mİ YAŞARKEN ÖLÜ GİBİ OLMAK MI? GECELERİ BEDENİMİ CAM KIRIKLARINDA UYUTTUĞUM ZAMANLAR OLDU. HER UYKUM KUŞ TÜYÜ YATAKLARDA DEĞİLDİ. GÜL BAHÇESİNİN KOKUSUNU DÜŞÜNMEK YERİNE DELİ GİBİ ÇALIŞTIM. HIRS YAPMADIM AMA DÜŞÜNECEK VAKTİM HALİM KALMAYANA KADAR ÇALIŞTIM. CAM KIRIKLARINA VÜCUDUMU SARMAK YERİNE, YORGUN TAŞLARDA SIZDIM KALDIM. 







4 Kasım 2012 Pazar

MEMLEKETİME ZİYARET










Yollara düştüm. Bu kadar halsizken. 22 yıl sonra evime memleketime gitmek, o kadar zaman da her şey değişmişken bakalım orası ne hale geldi. Otobüsler hala içinde kül tablası olanlardan,  tv bozuk, internet daha uğramamış… Bir tek değişen suyun poşet yerine plastik bardakta verilmesi, ama tadı hala aynı. Sivrihisarı geçtik. Mola 1.5 saate yakın sürdü. Bahtsız bedevim tüm arizalı otobüsler beni buluyor. Sabahın ayazında çalışmayan bir araçta titremek.  Ankara’dan çıktığımız da yolda 8.5 saat geçmişti.

Ey Anadolulu kardeşim. Bir ağaç dikmez misiniz? Hiç mi gölgeye, meyveye ihtiyacınız yok. Kırmızı toprak nadasa bırakılmış yâda yeni sürülmüş topraklar.

        Tek değişemeyen yollar. At arabası dışında bir aracında gidebileceği yollar yapılmış. İsin garibi Mardin Diyarbakır yolları otoban gibi ama oranın halkına bir şey yetmiyor. Anadolu insanı alışmış yokluğa, basına geçenin ezmesine, elinde olanı verip kendi aç oturmaya.

Geçtiğim Köylerde toplasan on çatı en fazla 60 kişi. Ama mezarlığında en az 200 kişi. Buralarda Tayyib’in lafını desteklemek lazım. Her eve en az 3 çocuk.Ha Kardas beline kuvvet:)) Çatı sayısı artsın. Her yer çocuk sesleri dolsun. Beşik salıncak kurmak için ağaç ekin her yere. Fedakâr Anadolu değil yeşil Anadolu olsun.

"Bir kez kaçar uçurtman, sonra gökyüzüne küser insan..." Hermann Hesse
Rahmetli anamın köyü belediye olmuş. Geçerken gözümü kapayım. Ben ona o köyüne hasret gitti. Hasret katlanıp hasret kare oldu mu simdi bilen beri gelsin… Şeker pancarı isterdik köylülerden tarlaya gidip. Unutmuşum nasıl bir şeydi. Burada öbek öbek yığılı her yer. Anammm sanki bura (Saray)Yozgat'a ait değil. Yemyeşil. Burada rahmetliden bize de bir tarla düştü. Acep hangi ağaç benim. 
nesetkilicarslan onu yazacaksan tüm ağaçlar benim. Bir ağaç yeter mi onu yazmaya. Çamlıktakiler belki.

Bu gidişle düğünde kınayı yakıp hemen geri dönsem ancak ise yetişirim Pazartesi Bursa’ya. Amerika 14 saat Yozgat 12 saat. Gel de bu hesabı çöz. Yanlış nerde kimde?

Nüfus 76800 rakım 1301 Yozgat benim memleketim. İl çıkışı Muslubelen de rakım 1440 Uludağ da değil Yozgat'ta. 





Kürtaja gerek yok kadını traktöre koy. Bu yolda düşer :)) Çocukluğum baraj suyu altında kalmış. Cekerekkkkk 1981 yılındaki evimdeyim.
nesetkilicarslan ırmak gol olmuş burada deniz sanıyorlar onu
Bugün pazarı Çekerek’in. Kırk belikli siraclar var mı acep? Koyun yoğurdu deyince insanlar nedir o diye yüzüme bakmayacak biliyorum:)

Varır varmaz Ebe Hanım teyzelere baktım babamın Alptekin’i kovaladığı o yol ne kadar kısaymış. “O teras bu kadar küçük müydü? Siz evimi küçülttünüz?”  diye sormuşum. Babamın yaptığı ev ilçenin en sonunda iken şimdi içinde kalmış. Her yer buram buram çocukluğum kokuyor. Çoğu yeri hatırlıyorum. İlkokulumu, okulun bahçesindeki Türkiye haritası havuzunu, karşı hamamı ve önünde ağaçta olan leylekleri. Ümit ve Naile hocanın evinin önünden geçerken anıyorum. Buraya geri gelmek bu kadar zor mu olacaktı. Bazıları annemi kaybettiğimizi bilmiyor. Onu hayırla anmak. Herkes anneme ne kadar çok benzediğimi söylüyor. Ne kadar gurur verici. Ona benzeyebilmek. Annem canım dualarım senle olsun. Herkes selam ve dua etti sana…

27 Ekim 2012 Cumartesi

YARALIYAM DEĞME





Gözelim sensen gelbimin tacı 

Gözümün nuru derdim elacı 

Koca dağ başında ceyran yan eyler


Yaralıyam değme değme değme 

Gönlümün budağın eğme

Saçların sarı gel mene sarın. 

Derdimi yok eyle yarama sarın.

 Gözelim sensen gelbimin tacı

Gözümün nuru derdim elacı



26 Ekim 2012 Cuma

ÖZLEMEDIMMMMMMMM

"Özlediğim biri var ama yapabileceğim bir şey yok."
"Bir zahmet üstüne alınabilirsin: Özledim." - Nâzım Hikmet Ran

3 uykusuz gece-45 paket tütün- yeteri kadar hüzün ve 15 kilo rakıya patladı bana 15 günlük hasretin. demem o ki sevdğm epeyce yükseldi maliyetin

Sana sakladığım, Küfürlerim var benim..

Bin "günahın" olsa da bana, bir "gün ah'ım" yok sana...

Anlamıyor musun? Gökyüzü güneş olsa, sensiz karanlıktayım. [Ümit Yaşar Oğuzcan]

''Sevmek seviyorum demek değil, yüreğinde hissetmektir... Ve aşk yanında olanı sevmek değil, bazen gelmeyecek birini beklemektir'' Can Yücel

Bizim aşkımız bir ateistin "o Allah'ın emri" demesi gibi birşeydi..

Yarın bizi beraber görenler 'kimdi o yanındaki' diye sorarlarsa beni detaylı anlatma; Kısaca: "Ömrümün geri kalanı" dersin.

Bütün şarkılarda senden bahsediliyormuş, onu fark ettim.

"Tam da unutmuşken gittiğini, artık acıtmıyorken yokluğun, en içten kahkahalarımın arasında "aklıma gelmek zorunda mısın?" - Sunay Akın

Her şeyini al ve defol git. -Ver elini, hadi gidiyoruz." Black Swan (2010)


''Allah ayırmasın'' diye gül satan o çocuklar şimdi ''Boşver be abi'' diye mendil satıyor...

Yahu bu aşk "keçiboynuzu" gibi bi'şey ; "2 gram" tad alacam diye dünyanın çilesi,ve emeği.

24 Ekim 2012 Çarşamba

YALANLAR SÖYLE







Lavinia

Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal. 


Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin. 


Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.

1957 

Özdemir Asaf


Bırak bugün söyle bana yalanları. Doğruların ne hayrını gördüm ki. Doğru olmanın, dürüstlüğün.... Herkesin en iyi arkadaşı dostu sırdaşı olmak, her işi becermek güvenilir olmak. Geç bunları bugün. 
yalanlar söyle bana. Bilirim beceremezsin ama genede dene. Bu gece yalanlara ihtiyacım var. Sen nasıl olsa yoksun olmayacaksın. Hanı meleklerimi gönderiyorum ya sana. Seni gözetsinler, duamı sana çeper etsinler diye. Bugün sen yalanlar gönder bana. Sipariş vereyim mi? Sen bilmezsin yalan demeyi. Ne kadar özlediğini desen. Bu bile öyle iyi gelecek ki. Yattığım yer cam kırıklarından yatakken belki kuş tüyü saracak her yanımı. Her yalanın o cam kırıklarının açtığı yaralara deva olacak belki...
Kaç gün oldu sen gideli. Benim hesabıma sorarsan aylar var sesini duymadım, yüzünü görmedim, kokuna hasretim.... Benim zaman hesabım farklıdır sana gelince.

Kim demiş haram nedir bilmez Hayyam?Ben haramı helalı karıştırmam:Seninle içilen şarap helaldir,Sensiz içtiğimiz su bile haram. 


Bu gece senin yalanlarınla uyuyacağım. Sana yatacağım, senle uyanacağım. Canımmmmm Bayramın Kutu olsun. 

20 Ekim 2012 Cumartesi

GÜCÜMÜN YETTİĞİ..





Verilen sözleri tutamamak, bazen istemeden bazen kasıtlı
Ömür boyu seninle olacağım
Senle geçecek bir günüm varsa yanındayım yalanlarını demek kolaydı
Şimdi bilsen neler yaşıyorum.
Bilsen de umurunda olur mu acaba?
Ömür boyu birlikteyiz, hep seni seveceğim deyip de bazen bir anda ellerinden kayması yârinin,
Bazen annenin..
Ne kadar uğraşırsan uğraş kadere yeniliyoruz.
GÜCÜM YETMEDİ.
Her şeyi yaptım elimden gelen her şeyi
Olmadı..
Şimdi kendim için bir tek nefes alıyorum
Senin için her şeyi yaptım, ne oldu?
Ellerimin arasından gitmedin mi?
Seni seven, umudu olduğun onca kişi varken
SEN GİTMEDİN Mİ?
Şimdi ayakta durmak için, bahaneler bulmaktan da bazen vazgeçiyorum
Ona söylediğim aklıma geliyor.
Sevmeyeceğim, bağlanmayacağım
Sanki elimdeymiş gibi.

Gönlümün çektiğini değil, gücümün yettiğini yaşıyorum…

15 Ekim 2012 Pazartesi

GİTMEDEN ÖZLEDİM


nar çiçeği

KOKUSUNU KEŞFETTİĞİM YABANCI SÖZ SEN YOKKEN SENİ AZ AZ ÖZLEYECEĞİM,
TIPKI SENİ SEVDİĞİMİ GİBİ,
SÜREKLİ İÇİMDEN DİYECEĞİM;
BİLİYOR AZICIK ÖZLEDİĞİMİ BELKİ YAZAR BİR SELAM
BİR GÜL GÖNDERİR
NARÇİÇEĞİM.... DER
BELKİ O'DA OLMAZ YA ÖZLER SOHBETİMİ...
BİLİRİM BENİ ÖZLEMEZ O..
BİR TEK O KENTTE DER.
ÖZGÜRKEN BELKİ.
YÜREĞİNDEN GEÇMİYORSA DEMEZ Kİİİ
GEÇSE DE DEMEZ.
BİR KAÇ KERE KAÇIRDI AĞZINDAN FARKINDA OLMADAN
EN ON HATIRLADIĞIM TESBİHİNİ ALDIĞINDA KOKLAMIŞTI.
YASAK, UZAK AMA BEN SENİ ÖZLEYECEĞİM BE YABANCI.
GİT VE DÖN
SIRF SEN DÖNECEKSİN DİYE HERŞEYE İNAT AYAKTA KALACAĞIM.
SEN ARAYACAKSIN DİYE
SANA YAKIN GELECEĞİM SEN YOKKEN
SEN OLMADAN SENİ SEVDİĞİM GİBİ
BENİ AFFETTTTTTT


İmparator Akbar'ın oğlu prens Salim mihracenin kızı Anarkali'ye aşık olur. İki sevgili kavuşmak koklaşmak ister. Fakat bu sevda onlara çok görülür. Sinirli baba kızı sarayın duvarlarına gömdürür. Bu duvarlara bakan bir hücreye de Salimi hapsettirir. Günler ilerlerken o duvarlardan bir nar peyda olur. Salim hergün aynı aşkla o hücrenin penceresinden "günaydınım, Narçiçeğim, Sevdiğim" der.


Yel değmez bana, yelden almışım sevda 
Nar çiçeğinden haylazım, gül dalından hovarda 



Günaydınım

Şavkıması,sana doğru yolların
Sana doğru,denizlerin çağrısı
Çırıl çırıl ötelerde bir güzel
Günaydınım,nar çiçeğim,sevdiğim...

Çıkmaz sokaklarda bu minyatür kim?
Bu göğüs kim,ya bu gözler,bu saçlar?
Uzak bir özlemde ayak seslerin
Günaydınım,nar çiçeğim,sevdiğim...

Kırk odanın kırkında da kırk güzel
Kırk aynada çengi çengi bir güzel
Çağlar ötesinde bir avuç nota
Günaydınım,nar çiçeğim,sevdiğim....

Bu yıldızlar doğangünü çağrışır
Bu gündüzler gözlerini çağrışır
Ya kimlere verdin avuçlarını?
Günaydınım,nar çiçeğim,sevdiğim...

Vurdum tellerine seni,sazımın
Sende anahtarı,alın yazımın
Yağmur yağmur serpil,yalnızlığıma
Günaydınım,nar çiçeğim,sevdiğim...

Feyzi Halıcı


12 Ekim 2012 Cuma

MUM



İnsanın kendıni bilmemesi tanımaması farklı gormesı gıbı 

Bakıyoruz da görüyor muyuz 

Yanımızda o olunca zaman mekan kavramı kalır mı acaba 

Bana ılk geldıgınde korkmadım mı? Sesini ılk duyduğumda ürkmedim mı? Hatırlar mısın senı aradığımda sesini tanımamıştım. Kendımı tanıttıgım an telefonu kapatmıstın. Dedım herhalde bayıldı. Bılmezdın o zaman delılıgımı. Bır nefesın için canımı verecegımı, bır gülüşünün günümü aydınlatacağını  Sen buyuk mumdun gözümde, kendine göre en küçük mum gibiydin alçak gönüllülüğünle. biz senin gibi olamadık ama hep alçak gönüllülüğün ve gözümdeki degerini bir araya koyunca yuregın cıktı ortanca mum mısalı. Ben bu mumlarda hikayede senı buldum. Bu kadar canım sıkkınken, bu kadar üzgünken. Gözlerimden dökerken incileri, bildim bir küçük mum bile değildim senin için... 



' Beni bulmak zor degil, Yanlizlik de kime sorsan gösterir... '' 

KINALI KUZUM






Bugün özel bugün güzel bir gün 
Içimde tarifsiz bir huzur var 
Bütün gece dua ettim yine 
Ne güzelmis senle yasananlar 

Bu sabah çok erkendi uyandim 
Karanlikti hala tüm sokaklar 
Yagmur yagdi yikandi tüm sehir 
Günes açti bütün hatiralar 

Takvimlerden birgün daha düstü 
Birgün daha gidisinden sonra
Ben iyiyim agladigima bakma 
Alismak zor sensiz yasamaya 

Dogum günün kutlu olsun canim 
Mutlu olsun benim diger yanim 
Dogum günün kutlu olsun canim 
Yanindayim yerim senin yarin 
Dogum günün kutlu olsun canim 
Sana ait benim tüm hayatim 

Esyalari tek tek toparladim 
Uzun uzun resimlere baktim 
Iki damla akti gözlerimden 
Sevdigin bir türküyü fisildadim


Seni seviyorum. Dosttan öte sevgiliden az olsa da. Doğum gunun kutlu olsun
Canımsınnnnnn benim. Bıraksalar göğüs kafesimi yarıp içinde saklayacağım kadar sevdiğim canım. 

7 Ekim 2012 Pazar

HOCAMIN YAZILARIMA YORUMLARI


   

  Yazıları ve yorumları okudum, hayret ve hayranlık duyguları ile doluyum. Söylenecek, yazılacak çok çok şey var. Hemen basitçe yazarak o güzel yazılara haksızlık etmek istemem. Uzun uzun yazmak isterim. O yazılardan çok güzel bir roman çıkar. Size şiddetle, hararetle tavsiye ediyorum. Güzel bir kurgu ile bir aşk romanı yazın. Ben de editörünüz olayım. İnanın çağdaş bir Leyla ile Mecnun romanı olur. Diğer yazarlar gıpta ederler bu romana. Anlatımınız çok güzel, doğal, akıcı. O metinler kaybolup gitmesin, üzülürüm.21. yüzyılda temiz bir aşk, edeplice, nezih bir üslupla ancak böyle anlatılır.
   Olayları çözebilmek için birçok sorunun cevabı gerek. Ayrıca Ankara yazınız çok güzel. Bana memleketimi yeniden sevdirdi. Metinlere ait sorularımı ileride mailinize gönderirim. İyi ki sizinle tanışmışım. Güzel eserler üretirsiniz inşallah.
   Siz dolu, birikimli, sabırlı, anlayışlı, sevecen birisiniz.
    Annenizle ilgili yazınız gözlerimi yaşarttı. Yorumu hangi birine yazayım, hepsini okudum, yorumun özetini size yazdım. İleride ayrıntılı sorularım olacak. İyice anlamak için. Anlamadığım şeylerden hoşlanmam. Daha soruları hazırlamadım, öyle kolay mı hemen? Yazıları kaydettim, didik didik edeceğim.
  Birikiminiz birilerini etkilemiş. Birikiminiz, kültürel donanımınız, samimiyetiniz.
   Sizin gibi bir cevheri yeni keşfettiğimi, bu yüzden kendime kızdığımı ifade edeyim. Sizi mutlaka daha fazla değerlendirmemiz gerekiyor.
   Kokusunu bilmediğim ve keşfettiğim var ya… Bunlar kim? Cevap vermek zorunda değilsiniz tabii. Özelse size kalsın fakat bilmek de istiyorum, bunu roman haline getireceksiniz ya... Nefis bir aşk romanı olur. Diğer yazarlar gıpta edecekler sizi. Bu asırda bu kadar güzel aşk romanı olur mu kardeşim diyecekler. Önce sağlam bir kurgu lazım. Olayları sıraya dizmek ve kanaviçe gibi işlemek lazım. Siz bunları yazarsanız 21. yüzyılın Huzur Sokağı olacak bu roman. Bu anlattıklarınız gerçek mi, yani yaşandı mı? Özellikle KKY’da müthiş duygular var, Bu nasıl bir aşk böyle. Demek ki aşk başka sevgi başka şey

6 Ekim 2012 Cumartesi

ANNENİN KADERİ KIZINA





Eskiden spora gidiyorum diye çıkardım evden
Arkadaşlara dostlara gider ağlar rahatlardım
Sonra eve gelir Polyanacılık oynardım
1 kere anlamıştı ağladığımı
Bugün ona gittim
Bu sefer bır tek ona ağladım
Kimse görmesin bir tek o duysun diye
Anlattım
Avucumdaki saclarımı mezarına koydum
Hiç demezdi sevdiğini ama herkese tembih ettığini sonra öğrenirdim benim için üzüldüğünü
Ben hastalanınca babam ağlardı
O kızardı nesi var şımartma diye
Sonra derlerdi nasıl kahrolduğunu
Yüreğimden konuşuyorum onla
Duam bitince
Bizimkileri anlatıyorum
Bilse bile
Bazen senide anlatıyorum
Teşekkür ediyorum ona Kadir gecesi duam olduğun için
Keşke o varken paylaşsaydım diyorum bazı şeyleri
Kızardı babama bana şehıt cenazesinde insan tv’den izlerken aglar mı diye
Bir kabeyi görünce ağlamıştı, bir kere hastayken birde yiğeni ölünce
Tastan yapılmıştı sanardım onu. Değilmiş
Birinin güçlü görünmesi lazımmış
O gittikten sonra o görevi ben yüklendim

5 Ekim 2012 Cuma

Merhaba ve veda





Bu kadar yazman bile beni mutlu etti hiç olmazsa arada böyle iyi olduğunu bildir. İki gündür ilaçlardan sanırım nefes alamıyorum. Komalık oldum, daha şimdi odama girebildim bugün ilk defa oturdum araba kullanmak dışında. Seni hiç özlemedim. Bu seni rahatlatır bilirim. Birde resimlerin ve filmin eskirse kiii eskiyecek. Arada yeni resim gönderir misin? Beni silmişsin msn den bu aradan.. Yüzümün gülen yanı Allah'a emanet  14.01.2012 00:57




Allah'a şükür iyiyim, nöbetçiyim, dışarıda yoğun kar yağışı var, pazar günü… a geçicem seminer için, sonrasında…  dan evime direkt izne çıkıcam inşallah, senin de iyi ve mutlu olmanı isterim can-ı gönülden, hoşçakal ank.güz....... 14.01.2012 00:52



Bilirim şimdi nöbet noktaları dersin bu soğukta çıkarsın sonra hapşurursun. Ne olur dikkat et. Duam oraya erişir mi bilmem. Laneti mi aldın ama Bu arada bana kus olduğuna, göre seni arama veya bir şeyler gönderme şansım var değil mi? Küsken bir daha küsemezsin. Ben harıkayımmmmmmm. Seni hiç ozlemedımmmmm  14.01.2012 01:05

18 Eylül 2012 Salı

KBY dan KKY ya GEÇEN BİR YIL


CANIMMMM, Bİ TANEM



Hiçbir şeyim her şeyim hiçim çokum Sanki 365 gün değildi. Yıllardır seni tanıyordum. Bazen gerçek olmasan da sol yanında olma uyuma hayali ile yatıyordum.
Bir yıl öncesi, günlerce ağlamıştım. Sonra 1 hafta izin 1 hafta rapor sürekli evde ilaçla umuştum. Daha doğrusu uyuşmuştum. Hiçbir şey hatırlamak istemiyordum. Uyanıp su içip, bir şeyler yiyip, tuvalete gidip tekrar yatıyordum. Rapor bitişi işe gittiğimde odama kapanmıştım. O geveze, neşeli, kıpır kıpır kişi gitmişti. İçimdeki çocuk ölmüştü. Sadece oturup verilen işi yapıp bir noktaya bakıp dalıyordum. Herkes birbirine soruyor ama kimse sormaya cesaret edemiyordu. Artık yediklerimi midem kabul etmez olmuştu. Bir gün sokakta çalışırken bir an gözüm karardı. Hasan abi anladı. Koluma girip beni bir AVM’nin yemek katına soktu. Benim gibi obur bir insan hiçbir şey yemek istemiyordu. Sonra aklına 1–2 ay önce çok zevkli yemek yediğimi söylediğim bir lokanta gelmiş. Arabaya atıp beni oraya götürdü. Yemek içecek ve tatlı söyledi. Her lokmayı ağzıma attıkça gözlerimden yaşlar süzülüyordu. Belki biliyordu canımı yakanı, tahmin ediyordu ama susuyordu. Ertesi aksam nöbette bilgisayar ile oynarken yeni özellikler bulmuş, birçok yere dokunmuştum. Gece hatta birisi belirdi. O benim onu eklediğimi söylüyordu ısrarla, bende eklemediğimi. Sonra inandırmak için ne çok uğraşmıştım sapık değilim, bilgiyi kullanırım ama bu işi nasıl becerdim bilmiyorum diye. Nöbette olduğum için uyku derdim yoktu. Sabahı senle getirmiştim. Eve gider gitmez az uyuyup tekrar açmıştım bilgisayarı. O kadar uzaktaydın. Ama sanki yıllardır tanıyordum yanımdaydın gibi sohbet ediyorduk. Kaç gece sabaha beraber kavuşmuştuk.
2 gündür senin için, sana uygun bir hediye arıyorum, dolaşıyorum. Çok basit bir şey olmalı senle geçen bir yılı hatırlatmalı, seni kızdırmadan, sürpriz yapacak. Hiç bir şey sana yakışmazdı. Her şey sana azdı.
Ne çok oldun bende, sen hiç sallamasan da, toplu iğne ucu kadar değerim olsa da gözünde, sen bende ne çoksun. Sakın abartıyorsun deme bana. Yerlerde süründüğüm anda koltuk değneği oldun yeniden ayağa kalkmam yürümem içine çok uğraştın. Hep beni görmek istiyorsun diyorsun düşün bakalım geçen sene günde kaç saat seni görüyordum eve girer girmez sende oturma odamdaydın. Kitabı karşılıklı okuyorduk. Sonra ben kitabın 3. Sayfasında uyuya kalıyordum çocuklar gibi seni dürtmek kitap okurken dikkatini dağıtmak, küçük bir çocuğun annesinin paçasından sürekli çekiştirmesi gibiydi.
Ukalalığın, kibirin kadar alçak gönüllüğün de çok fazlaydı. Değişmez dediğim ender insanlardanken kariyerin seni de etkilediğini gördüm.
En çok ağlamam üzerdi seni. Her şarkıda gözlerim dolar ağlarken, şimdi o kadar az gözyaşı döküyorum ki. Sen gelince yüzüm gülüyor. Kokunla uyuyorum. Dedim sana ne yarınım ne yarından umudum var. Senle istediğim bir ömür olamaz en çok 10 ay vereceğin. Son bir ayı burnumdan getirsen de yeni gelin gibi kendini sürekli naza çekip iyice kibirlensende bilirim içinde bir yerlerde o balkonda neskafe içerken balıkçı tekneleri üzerinde güneşi batırdığımız, çayı demlemekten gocunmayacak bir can var. 

24 Ağustos 2012 Cuma

Balam Benım Aybalama 3




"Keşke sen ben olsan; Seni sevmenin ne kadar zor olduğunu anlasan. Keşke ben sen olsam; Bu kadar sevilmenin tadını çıkarsam." Özdemir Asaf 





O gece ilk defa ateşin düşmeyince öleceğimi zannettim. Aslında biliyordum dişin çıkarken arada ateşlenmiştin. Fakat o gün ne yaptıysam düşüremedim ateşini, ağlamaktan mı yoruldun, ateşten kendinden mi geçtin bilmiyordum. O an aklıma seni alıp birlikte ılık suyun altına girmekten başka bir şey gelmemişti. İlk başta irkilip titresen de, en sevdiğin şarkıyı mırıldanmaya başlayınca omzuma yatıp sakinleştin. 

“Iğdır’ın al alması ay balam, Yemeye bal alması, 
Yar gelenden sonra, Yaremin sağalması, ölürem. 
Ölürem yar, yetimem yar Yetimem yar yar ay balam 
Ayı sevirem yar sevirem Yar sevirem yar yar 

Iğdır'dan alma aldım ay balam Yârimi yola saldım 
Var gedenden sonra Ayva gibi sarardım 
Ölürem yar, yetimem yar Yetimem yar yar ay balam 
Ayı sevirem yar sevirem Yar sevirem yar yar 

Deryada deryalıklar ay balam, Suda oynar balıklar, 
Ne bu sevda olaydı, Ne de bu ayrılıklar,” 

Bu şarkı seni her zaman sakinleştirdi. Sanki adını bu şarkıdan aldığını biliyor gibi dinlerdin hep. Canımdın benim, Bitanem. Bunları tıpkı “Seni Seviyorum” gibi sadece hissettiğim zamanlarda yürekten söylediğimi öğreneceksin. 

Artık yavaş yavaş işe başlama vaktim geliyordu. Seni kime emanet edeceğimin derdine düştüm. Kime güvenebilirdim. Keşke rahmetli annem yaşasaydı. Yardım eder ya da yol gösterirdi bana. Sonunda Elif teyzen sayesinde bulmuştuk Nazlı Teyzeni. Çocukları yurtdışında olduğu için bizimle yaşamaya o zaman başladı. Herkese yakın bir çocuktun. Kolay kolay kimseyi yabancılamazdın. Fakat büyükbabanı bazen haftada bir gün görsen de ondan ayrılmak istemezdin. Belki bunda babanın olmayışının rolü büyüktü. Onu baba gibi seviyordun. Bir tek onun kucağında iken bana gelmiyordun. Aslında baban olmasını isteyeceğim ender kişilerden biri vardı. Sana kavuştuğumda o her zamanki ukalalığı ile selam bile almadı. Aslında seninle tanışmasını isteyecektim. Sonra yurtdışına gitti. Biliyorsun sana resimlerini gösterdiğimde hep “Can” diyordun ona. Yıllarca onun resimlerini biriktirmiştim. Bir gün karşılaşırsan yabancı olma ona diye sana gösteriyordum. Baban olacaksa ona benzemeliydi. Tabii ukalalığı, kendini beğenmişliği ile değil de çocuklarını sevmesi yönünden. En iyi örnek benim seni yetiştirmem için “Kokusunu Bilmediğim Yabancı”dır. Her yönüyle harika bir insan, tek kusuru çok alçak gönüllü olmasıydı. Ben bile aylar sonra keşfetmiştim onun kokusunu. Bir gün sana anlatmaya çalışacağım. Tebeşir yazısı gibi silinmeyen sevgimin, özlemimin sebebini. Niye sana hep narçiçeği rengi giydirdiğimi. Onun bana seslenmesi gibi ya da seslendiği gibi. Bir gün bu mektuplarla birlikte okuyacaksın, yazdıklarımı, belki kitabımı, onunla yapılan sohbetleri. Yıllar sonra belki sürpriz yapacak ikimize 5 dakika seni görmek için gelip, 5,5 saat kalacak yanında. Bir tek öpmesine müsaade etmeyeceksin biliyorum. Sende onun bıyıklarını sevmeyeceksin benim gibi. 

İsterdim ki seni emzirebileyim. Duam dışında bir koruma daha sağlayayım üzerinde… İnsan yavrusunu yüreğinde büyütünce sorun oluyor anne sütü. Allahtan çocuk gelişimi konusunda bilgim var. Her ne kadar herkes “terzi kendi söküğünü dikemez” deseler de, herkese koyduğum kuralları kendim yıksam da, seni en iyi şekilde yetiştirmeye çabaladım. Emeklemenle hayatımız epey değişmeye başladı. Sürekli emekleyip eşyaların yanında dikilmeye çalışman. Sıralamaya başlamanla artık evdeki tüm cam eşyalar ortadan kalktı. Annenin kızıydın. İki dakika yerinde durmayan. Kaşla göz arasında seni çamaşır makinesine girmeye çalışırken, dış kapıyı açmak için tırmalarken veya bulaşık makinesinin kapağında bulabiliyordum. Benim için sorun değil de Nazlı teyze çok yoruluyordu. İkinci Ekin, sen onu yeterince yorarken, birde aksamları ikimiz birlikte onu çok yoruyorduk. Saat 8 dedin mi nasıl uyuduğunu bilmeden yatardı. İşte kızım beraber büyüyoruz senle. İleride inşallah bunları okurken birlikte güleriz. Seni seviyorum Balam benim… 


YORUMLAR



Ziya (02.09.2012) 
Yorumlardan elde ettiğim çıkarımlar sonucunda sanal bir çocuğa yazmışsınız.Büyütün çocuğunuzu,serin tüm çıplaklığıyla ana yüreğinin yüceliğini.Büyüdükçe çocuk, sorunlar da büyüyecektir.Kaygılardan doğan savaşımlar da yaşayacaksınız çocuğunuzla haliyle.Ortak sesi olun tüm anaların.Anne feryadının amacını aktarın büyüyen çocuklara.Işık olsun o güzel yazılarınız, körpecik kuzulara.Analarını daha iyi anlayabilsinler diye.Atalarımız boş yere söylememiştir:"Ağlarsa anam ağlar;gerisi yalan ağlar."diye.Yüklendiğiniz bu değerli misyonunuzun devamını diliyorum. 


yabancı (31.08.2012) 
Balzac'ın Eugenie Grandet romanında, romanın ana kahramanı için güzel bir ifadesi vardı, cümleyi aynen bulayım dedim ama olmadı.
Herhalde kötü bir çevirisine denk geldim şimdiki yaptığım aramada, ancak en azından meramımı anlatır ana fikri verir diye umuyorum.
Lafı uzatmadan, der ki romancı kahramanı (Eugenie) için; "Böyledir bu kadının öyküsü, o dünyadadır ama dünyadan değildir. O fevkalâde bir eş ve anne olmak için yaratılmıştır, ama kocası, çocukları ve ailesi yoktur."

Kadınlar, Allah'ın "ANA"lık bahşettiği mükemmel varlıklar; çocuk sahibi olsalarda-olmasalarda içlerinde şefkat, merhamet, analık içgüdüsü hep var olmuştur.
Zaten "Mikro plânda kadındaki rahim, makro plânda ise Allah’ın RAHİM ismine karşılık geliyor" benzetmesi bile, kadının başlı başına rahmet abidesi olduğunu göstermiyor mu?


Ne güzel yansıtmış Ekin Hanım içindeki analık duygularını. İçimizden bazıları hisseder, hissedenlerden bazıları bunları yazıya döker, yazanlardan bir kısmı hislerini güzelce ifade eder.

Güzel ifadelerine her zaman mazhar olmak dileğiyle, yazar Hanımefendiye saygılarımı sunuyorum..

Bitirirken Nazım'ı yardıma çağırıyorum:

Ve kadınlar,
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri,
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve karasabana koşulan
ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız 


Esma Kır (29.08.2012) 
Adeta yazınızla bize yaşattınız. Kaleminize sağlık 


Sırrı Er (29.08.2012) 
Bir annenin çocuğuna karşı olan hissiyatından bölümler okuduk. Biz babalar ne kadar uğraşsak da annelerin duygularını anlayamayız, onlar kadar sevemeyiz çocuklarımızı. Yazıda "kokusunu bilmediğiniz fakat daha sonra keşfettiğiniz yabancı" hakkında bazı bilgi kırıntıları da vermişsiniz.
Bir annenin belki de gerçekte olmsyan (sanal) çocuğuna yazılan bu içten mektuplar dilerim devam eder ve kitap çapına ulaşır. Kaleminize ve yüreğinize sağlık. 


sedat aydemir (29.08.2012) 
Nereden başlıcam bilemiyorum okuyunca hayret ediyorum bir kişi duygularını düşüncelerini birbaşka kişileri üzmeden kırmadan canını acıtmadan sanki ders verircesine okşayarak anlatabilir. Anlıyorumki düşünenin düşünmeyenden farkı bu belkide bu yazıyı yazarkende okuyanların neler düşünebileceklerinide tahmin ediyorlardır.Aklınıza elinize sağlık bizim hayatta ıskaladıklarımızı yazıya dökmüşsünüz devamını merakla bekliyorum. Teşekkürler canım Aybalam